4 Haziran 2026 - GENEL

Anayasa Mahkemesi’nin TKHK m.48/6 Kapsamındaki Kararı ve Aracı Hizmet Sağlayıcılar Bakımından Sonuçları

Anayasa Mahkemesi’nin TKHK m.48/6 Kapsamındaki Kararı ve Aracı Hizmet
Sağlayıcılar Bakımından Sonuçları
1. Giriş
02.06.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 12.02.2026
tarihli ve E.2024/187, K.2026/42 sayılı kararı ile, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanun’un (“TKHK”) 48. maddesinin 6. fıkrasında yer alan ve aracı hizmet
sağlayıcıların mesafeli sözleşmeler bakımından sorumluluğunu düzenleyen hükümlere
ilişkin iptal talepleri değerlendirilmiştir.
Karar, özellikle elektronik ticaret platformları, pazar yerleri, online satış aracıları ve
benzeri aracı hizmet sağlayıcıların tüketici işlemlerinden kaynaklanan sorumluluklarının
kapsamı bakımından önem taşımaktadır.
Anayasa Mahkemesi, aracı hizmet sağlayıcıların tüketici işlemlerinde tamamen pasif
teknik aktörler olarak değerlendirilemeyeceğini; belirli ölçüde işlem süreçlerine hâkimiyet
ve yönlendirme yetkisine sahip olmaları sebebiyle tüketici hukukundan kaynaklanan bazı
yükümlülüklere tabi tutulmalarının Anayasa’ya aykırı olmadığını değerlendirmiştir.
2. İlgili Mevzuat ve Düzenleme
TKHK m.48/6 kapsamında aracı hizmet sağlayıcıların; ön bilgilendirme yükümlülüğü,
kayıt saklama, cayma hakkı süreçleri, reklam ve kampanya uygulamaları ile mesafeli
sözleşmelere ilişkin belirli yükümlülüklerden sorumlu tutulabileceği düzenlenmektedir.
Söz konusu hüküm, Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği ile birlikte değerlendirildiğinde,
aracı hizmet sağlayıcıların aşağıdaki alanlarda aktif yükümlülük üstlenebileceği
görülmektedir:
• Ön bilgilendirmenin tüketiciye sunulması ve ispatı,
• Sipariş süreçlerinin kayıt altına alınması,
• Cayma hakkı süreçlerinin yönetimi,
• Bedel iadelerinin gerçekleştirilmesi,
• Kampanya ve promosyon uygulamalarının mevzuata uygunluğu,
• Reklam ve tanıtım içeriklerinin doğruluğu,
• Tüketici başvurularının yönlendirilmesi ve yönetimi.
Kararda ayrıca aracı hizmet sağlayıcıların ekonomik ve teknolojik güçleri dikkate alınarak
tüketicinin korunması amacıyla belirli yükümlülüklerle sorumlu tutulmasının ölçülü
olduğu vurgulanmıştır.
3. Kararın Temel Yaklaşımı
Anayasa Mahkemesi kararında temel olarak aşağıdaki hususlar öne çıkmaktadır:
a) Tüketicinin Korunması İlkesi
Mahkeme, tüketicinin ekonomik açıdan zayıf taraf olduğunu ve devletin tüketiciyi koruma
yönünde pozitif yükümlülüğü bulunduğunu vurgulamıştır.
b) Aracı Hizmet Sağlayıcıların Fiili Rolü
Kararda aracı hizmet sağlayıcıların yalnızca “yer sağlayıcı” veya “pasif teknik aracı”
olmadığı; uygulamada:
• ödeme tahsilatı,
• sipariş organizasyonu,
• kampanya oluşturulması,
• reklam yönetimi,
• lojistik koordinasyonu,
• tüketici iletişim süreçleri
gibi alanlarda aktif rol üstlenebildikleri belirtilmiştir.
c) Ölçülülük Değerlendirmesi
Mahkeme, aracı hizmet sağlayıcılara yüklenen sorumluluğun sınırsız olmadığını; kanunda
açıkça düzenlenen alanlarla sınırlı olduğunu ve bunun ölçüsüz bir müdahale
oluşturmadığını değerlendirmiştir.
4. “11 inci Maddede Yer Alan Seçimlik Haklar” İbaresinin Kaldırılmasının
Sonuçları
Kararın aracı hizmet sağlayıcılar bakımından en önemli sonuçlarından biri, “11 inci
maddede yer alan seçimlik haklar” ibaresinin kaldırılmış olmasıdır.
TKHK m.11 kapsamında tüketicinin ayıplı mal veya hizmet halinde sahip olduğu seçimlik
haklar şunlardır:
• Sözleşmeden dönme,
• Bedel indirimi,
• Ücretsiz onarım,
• Ayıpsız misli ile değişim.
Önceki düzenleme ve yorum pratiğinde, aracı hizmet sağlayıcıların seçimlik haklardan
doğan sorumluluğunun daha sınırlı yorumlanabildiği görülmekteydi. Ancak ilgili ibarenin
kaldırılması sonrasında, aracı hizmet sağlayıcıların seçimlik hak talepleri bakımından da
daha geniş ölçüde sorumlu tutulabilmesi riski ortaya çıkmıştır.
Bu kapsamda özellikle:
• bedel iadesi,
• ürün değişimi,
• ücretsiz onarım,
• ayıp oranında indirim,
• sözleşmeden dönme
gibi taleplerde tüketicilerin doğrudan platformları da muhatap göstermesi daha olası hale
gelmiştir.
Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararı doğrudan “aracı hizmet sağlayıcı seçimlik
haklardan müteselsilen sorumludur” şeklinde yeni bir norm ihdas etmese de; kararın
gerekçesi ve yaklaşımı dikkate alındığında, tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin
platform sorumluluğunu daha geniş yorumlayabilmesine elverişli bir zemin oluştuğu
değerlendirilmektedir.
5. Müteselsil Sorumluluk Riskinin Güçlenmesi
Karar sonrasında özellikle aşağıdaki özellikleri taşıyan platformlar bakımından
müşterek/müteselsil sorumluluk riskinin güçlendiği değerlendirilmektedir:
• Ödemeyi tüketici adına tahsil eden platformlar,
• Satıcı adına tahsilat yapan sistemler,
• Kargo ve teslim süreçlerini yöneten platformlar,
• İade süreçlerini yönlendiren veya kontrol eden platformlar,
• Kampanya ve promosyon kurgulayan platformlar,
• Satıcı içeriklerini aktif şekilde optimize eden veya yöneten platformlar.
Bu platformlar bakımından artık “yalnızca teknik altyapı sağlayıcısı” savunmasının önceki
döneme kıyasla daha zayıf değerlendirilebileceği düşünülmektedir.
Özellikle uygulamada Tüketici Hakem Heyetleri ve Tüketici Mahkemeleri tarafından:
• satıcı ile birlikte sorumluluk,
• tüketici zararının birlikte tazmini,
• bedel iadesinden müşterek sorumluluk
yaklaşımlarının daha sık benimsenmesi mümkündür.
6. Aracı Hizmet Sağlayıcılar Açısından Uyum ve Risk Yönetimi
Karar doğrultusunda aracı hizmet sağlayıcıların aşağıdaki alanlarda uyum süreçlerini
gözden geçirmesi önem arz etmektedir:
a) Satıcı Sözleşmeleri
Satıcı/üye işyeri sözleşmelerinde:
• mevzuata uyum,
• ürün ve içerik doğruluğu,
• tazmin,
• rücu,
• tüketici taleplerinin karşılanması
yükümlülüklerinin açık şekilde düzenlenmesi önerilmektedir.
b) Ön Bilgilendirme ve Reklam Süreçleri
Platformların:
• ön bilgilendirme metinlerini,
• reklam içeriklerini,
• kampanya koşullarını,
• fiyat gösterim süreçlerini
mevzuata uygunluk bakımından yeniden değerlendirmesi önemlidir.
c) Kayıt Saklama ve İspat Altyapısı
Sipariş akışları, tüketici onayları, cayma hakkı bildirimleri ve iletişim kayıtlarının
sistematik şekilde saklanması gerekmektedir.
d) Cayma ve İade Süreçleri
Platformların iade ve bedel geri ödeme süreçlerinde operasyonel rol üstlenmesi halinde
doğabilecek sorumluluklar ayrıca değerlendirilmelidir.
7. Sonuç
Anayasa Mahkemesi kararı, aracı hizmet sağlayıcıların tüketici işlemlerindeki
sorumluluğuna ilişkin yaklaşımın güçlendiğini göstermektedir.
Özellikle “11 inci maddede yer alan seçimlik haklar” ibaresinin kaldırılmış olması
sonrasında, ayıplı mal ve hizmetlerden kaynaklanan seçimlik hak taleplerinde
platformların da sorumluluğunun daha geniş yorumlanabilmesi riski ortaya çıkmıştır.
Bu kapsamda elektronik ticaret platformlarının yalnızca teknik altyapı sağlayıcısı oldukları
savunmasına dayanmak yerine; tüketici işlemlerinde fiilen müdahil oldukları alanları tespit
ederek sözleşmesel, operasyonel ve uyum süreçlerini yeniden değerlendirmeleri önem arz
etmektedir.
Kararın özellikle tüketici hakem heyeti ve mahkeme uygulamalarında aracı hizmet
sağlayıcıların müşterek/müteselsil sorumluluğunun kapsamını genişletebilecek etkiler
doğurabileceği değerlendirilmektedir.
Av. Gamze UĞUR